Tüketim Teorileri

TÜKETİM Bireylerin gelirlerinin ne kadarını tüketeceği, ne kadarını ise gelecek dönemler için tasarruf edeceği konusu esasında mikr...

TÜKETİM

Bireylerin gelirlerinin ne kadarını tüketeceği, ne kadarını ise gelecek dönemler için tasarruf edeceği konusu esasında mikro iktisadın inceleme alanı içindedir. Ancak toplam talep içinde tüketimin payı %70’ler gibi yüksek düzeyde olduğundan makro iktisatçılar da tüketimle ilgilenmişlerdir.
Tüketimin makro iktisat açısından önemi bazı başlıklarla ortaya konulabilir;
  1. Tüketim toplam talebin yaklaşık %70’ini oluşturur. Toplam talepteki değişmeler ekonomik istikrarın, genişlemenin ve durgunluğun belirleyicisidir.
  2. Tasarruf oranı, Solow’un Modelinde de ifade edildiği gibi sermaye stokunun ve büyümenin temel belirleyicisi konumundadır.
  3. Tüketicilerin harcama planların değişmesi talep şoklarına neden olabilmektedir.
  4. Marjinal tüketim eğilimi, maliye politikalarının unsurlarından olan çarpanın büyüklüğünün en önemli belirleyicisidir.
Bu bağlamda makro iktisadın ortaya çıkışından bu yana tüketim konusunda birçok teori/hipotez üretilmiştir. Bu hipotezler daha çok kişinin tüketim harcamalarının belirleyicilerinin neler olduğu konusu üzerinde odaklanmıştır.
Tüketim konusunda geliştirilen ve literatürde yer bulan belli başlı hipotezler şu şekilde sıralanabilir;
  • Mutlak Gelir Hipotezi (J.M. Keynes, 1936)
  • Nispi Gelir hipotezi (J. Duesenberry, 1949)
  • Zamanlararası Tüketim Seçimi (I. Fisher,1930)
  • Ömür Boyu Gelir Hipotezi (F. Modiqliani, 1950)
  • Sürekli Gelir Hipotezi (M. Freidman, 1957)
  • Rassal Yürüyüş Hipotezi (R. Hall, 1970)
  • Anlık Hazzın Cazibesi (D. Laibson, 2001)

1. MUTLAK GELİR HİPOTEZİ

Keynes, 1936’da yayımlanan Genel Teori adlı eserinde  tüketim  konusuna da yer vermiştir. Keynes’ten önce klasik düşüncenin tüketim konusundaki yaklaşımı şu şekildeydi; Klasiklere göre tüketimi belirleyen unsur faiz oranıdır. Piyasa faiz oranı ile tüketim arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Faiz oranı artınca tüketim azalır, tasarruflar artar, tersine faizler düşünce tüketim artar, tasarruf azalır.
Keynes, bu düşünceyi ret etmiştir. Keynes’e göre tüketimin belirleyicisi o dönemde elde edilen cari gelir düzeyidir. Kullanılabilir gelirle tüketim arasında doğru yönlü ilişki vardır. Keynes’in bu yaklaşımı literatüre “Mutlak Gelir Hipotezi” olarak geçmiştir. Mutlak Gelir Hipotezi’nde Keynes bazı varsayımlara/tespitlere yer vermiştir. Bunlar;

a. Kısa dönem itibariyle tüketim harcamaları reel gelirin istikrarlı bir fonksiyonudur.
b. Marjinal tüketim eğilimi sıfırla-bir arasında değer alan (0
c. Harcanabilir gelir arttıkça tüketim harcamaları da artar. Ancak tüketimdeki artış,  gelirdeki artıştan daha küçüktür. Bu durum “temel psikolojik yasa” olarak bilinir.
d. Ortalama tüketim eğilimi marjinal tüketim eğiliminden büyüktür.
e. Marjinal tüketim eğilimi gelir arttıkça azalır.
f. Ortalama tüketim eğilimi gelir arttıkça azalır.

- Tüketim Bulmacası (S. Kuznets, 1946) 

Keynes’in kısa dönem  itibariyle tüketim konusunda öne sürdüğü görüşlerin doğru olup olmadığı, gelir dağılımı konusunda uzman olan S. Kuznets tarafından ABD’de kısa ve uzun dönemli (1869-1940) zaman serileriyle test edilmiştir. Şu sonuçlara ulaşılmıştır; 

a. Keynes’in bulguları kısa dönem için geçerlidir.
b. Uzun dönemde, gelir arttıkça ortalama tüketim eğilimi düşmemekte, aksine sabit kalmakta ve marjinal tüketim eğilimine eşit olmaktadır.

Bu durum literatürde “Tüketim Bulmacası”  yada “Tüketim Bilmecesi” olarak adlandırılır. Tüketim Bulmacasına göre ortalama ve marjinal tüketim eğilimleri aynı olduğundan eğriler de örtüşür. Tüketim ve gelir aynı hızla artar.
Keynes’in Mutlak Gelir Hipotezi’nden, bazı iktisatçılar “durgunluk tezi” olarak adlandırılan bir sonuç çıkarmışlardır. Şöyleki; gelirler arttığında ortalama tüketim eğiliminin azalması diğer şartlar veri iken ekonomide durgunluk sürecinin başlamasına neden olacaktır. Bu sürecin önlenmesi için devletin genişletici maliye politikası uygulaması lazımdır.

- Tüketim Sürükleme Hipotezi

Keynes’in mutlak gelir hipotezine bir yorum/eleştiri de A.Smithies tarafından yapılmıştır. Smithies’e göre kullanılabilir gelir arttığında ortalama tüketimdeki azalma ancak diğer şartlar veri (sabit) iken gerçekleşebilir. Ancak diğer şartlar değişkendir ve tüketim bu unsurlar tarafından sürüklenir. Tüketimin sürüklenmesinde etkili olan bu faktörler; şehirleşme etkisi, yaşam standartı etkisi ve servet etkisi olarak sıralanabilir.

II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Keynes’in bu hipotezine getirilen eleştiriler yeni tüketim hipotezlerinin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.



2. ZAMANLARARASI TÜKETİM SEÇİMİ HİPOTEZİ

1930’lu yıllarda I. Fisher tarafından geliştirilen bir yaklaşımdır. Zamanlararası Bütçe Kısıtı olarak ta bilinir. Yaklaşımın özü şudur;
Fisher’e göre birey tüketim harcamalarını gerçekleştirirken iki farklı şekilde davranması mümkündür;
  1. Bugünkü tüketimi gelecekteki tüketime tercih edebilir. Yani kişi geleceğini hiç düşünmeyebilir. Mevcut gelirin tamamını tükettiği gibi, borçlanmak suretiyle de mevcut gelir düzeyinin üzerinde tüketim yapabilir.  
  2. Gelecekteki tüketimi bugünkü tüketime tercih edebilir. Bu durumda kişi tüketimini kısar, gelirinin büyük bir kısmını tasarruf eder. Başkalarına borç vererek faiz geliri elde eder. Gelecekte yapacağı tüketim, o dönemdeki geliri ve tasarruflarından elde ettiği faiz kadar olacaktır.
Mevcut dönem geliri Y1, tüketimi C1 ve gelecek dönem geliri Y2, tüketimi C2, faiz oranı i ise, 

Mevcut Dönem Tasarrufu: S1= Y1 - C1 

Gelecek Dönem Tüketimi: C2=(1+i) S1+Y2 kadar olur. Tüketicinin iki dönemdeki tüketimi ve geliri şu formül yardımıyla ilişkilendirilir;
Faiz oranı,  i=0 olması durumunda C1 + C2 = Y1 + Y2 olur. 

Faiz oranının sıfırdan büyük olması durumunda tasarruflar için faiz geliri elde edilecektir. Bu durumda bireyin gelecekteki geliri mevcut dönem gelirinden daha değersiz olur. Buna bağlı olarak bireyin bugünkü tüketimi de gelecekteki tüketiminden daha pahalı olur.

Şimdiki ve gelecekteki tüketim arasındaki ilişki fayda maksimizasyonu açısından da ortaya konulmuştur. Fisher’e göre şimdiki ve gelecek dönemdeki tüketim arasındaki ilişki, şimdiki ve gelecek dönemdeki tüketimin marjinal faydalarına eşittir. Tüketim harcamaları sadece şimdiki gelire değil gelecek dönem gelirlerine de bağlıdır. Bu yaklaşım, daha sonraları gündeme gelen Modigliani’nin ömür boyu gelir hipotezi ve Freidman’ın sürekli gelir hipotezleri için temel dayanak noktası olmuştur. 



2.NİSPİ GELİR HİPOTEZİ

1949 yılında J. Duesenberry tarafından geliştirilmiştir.  Bu hipotez tüketici davranışlarından yola çıkarak kısa ve uzun dönem tüketim fonksiyonlarını bağdaştırma amacındadır. Diğer bir deyişle, kullanılabilir gelir artarken, ortalama tüketim eğiliminin neden değişmediğini, diğer taraftan kullanılabilir gelir azaldığında bireyin hayat standardını neden düşüremediğini açıklamaya çalışır.

Nispi gelir hipotezi iki temel gözlemin bir sonucudur. Bunlar:
  1. Bireylerin tüketim davranışları, Keynes’in ifade ettiği şekilde sadece kullanılabilir gelire değil aynı zamanda diğer bireyleri yani çevrenin tüketim davranışlarına da bağlıdır. Şöyle ki; bir bireyin geliri iki kat artsın. Eğer çevresindeki kişilerin geliri de 2 kat artıyorsa, yani kişinin nispi geliri çevresine göre değişmiyorsa bu kişinin tüketim kalıplarında (ortalama tüketiminde) bir değişme olmaz. Bu bağlamda nispi gelir hipotezi, Kuznets’in uzun dönem ortalama tüketim eğiliminin sabitliği ifadesini desteklemektedir.
  2. Ekonomide daralma yaşanması ve kişinin elde ettiği harcanabilir gelirin düşmesi durumunda tüketim harcamaları nasıl değişir?
Gelir düzeyi düştüğünde kişi harcamalarını hemen azaltamaz. Önceki dönemde yaşadığı yüksek hayat standardını devam ettirmeye çalışır. Bunu yapabilmek için de geçmiş dönemdeki tasarruflarını harcamaya dönüştürür. Bu uygulama tüketimin yavaş yavaş azaltılması sonucunu doğurur.
Gelir Y1 iken tüketim C1 düzeyindedir. Gelir Y2’ye düştüğünde tüketimin de C2’ye düşmesi gerekir. Ancak bireyler tasarruflarını çözerek gelirlerini Ykısa durumunda tutarlar ve Ckısa büyüklüğünde tüketim gerçekleştirirler.

Tüketimin yavaş yavaş azaltılması ise ekonomik durgunluğun olumsuz etkisini nispeten hafifletir/azaltır. Bu olgu literatürde “mandal etkisi”, “takoz etkisi”, “dişli etkisi”, “raket etkisi”, “tık etkisi” gibi adlarla yer almıştır.

Buraya kadar ele alınan tüketim hipotezleri mikro temeli olmayan yaklaşımlardır. (I.Fisher’in Zamanlararası Tüketim Tercihi Hipotezi’nde kısmen vardır.)

Bundan sonraki iki hipotez; Ömür Boyu Gelir Hipotezi ve Sürekli Gelir Hipotezi mikro temelli yaklaşımlardır.   



4.ÖMÜR BOYU GELİR HİPOTEZİ

1950’lerde F. Modigliani, A.Anda ve R.Brumberg tarafından geliştirilmiştir. Keynes’in mutlak gelir hipotezinin yetersizliklerini gidermek amacı taşır. I. Fisher’in zamanlararası tüketim tercihini baz alır ve bunu bütün hayata yayar. Yani birey tüketimini planlarken sadece mevcut gelirini değil gelecek dönemlerde (ömür boyu) elde etmeyi umduğu geliri de dikkate alır.

Bu hipoteze göre tüketim sadece bugünkü gelirin değil ömür boyunca elde edilmesi planlanan gelirin bir fonksiyonudur. Bireyin ömür boyu elde etmeyi planladığı gelir yaşam evrelerine göre değişir.

Kişinin gelirinin en yüksek olduğu dönemler orta yaş dönemleridir. Bu dönemde kişi pozitif tasarrufta bulunur. Emekli olduktan sonra geliri düşer. Eski hayat standardını devam ettirmek için gençlik döneminde yaşmış olduğu tasarrufları harcar.

Bu davranışıyla kişi bütün hayatı boyunca istikrarlı bir tüketim düzeyini tutturur. Yani gelirdeki değişmeler tüketim düzeyini etkilemez. Bu durum literatürde “tüketim düzleştirmesi” olarak bilinir.
Kişinin çalıştığı sürede elde ettiği; Emeklilik sonrası; 
 Gelir     : OYKR                                         Tüketim: RLNT
 Tüketim : OCLR
 Tasarruf : CYKL

Kişinin çalıştığı süre içinde gerçekleştirdiği pozitif tasarruf, emeklilik sonrası ortaya çıkan negatif tasarrufa eşittir.   

CYKL=RLNT

Ömür Boyu Gelir Hipotezinde tüketim fonksiyonu şu şekilde ifade edilmektedir;

T= beklenen ömür
W=sahip olunan servet
R= çalışılan yıl
Y= çalışılan yıl sürecinde elde edilmesi planlanan gelir olmak üzere  kişinin ömür boyunca sahip olacağı kaynak= W+RY olur.   Kişi bu kaynağı T yılında harcayacağı ve eşit dağılım yapacağı dikkate alınırsa her yıl yapacağı tüketim; 






Örneğin ; kişi, R=25 yıl çalışmayı planlıyorsa ve beklenen ömür, T=60 yıl ise tüketim fonksiyonu;





C = 0.01W + 0.4Y denklemi şu şekilde yorumlanır;  

Kişinin tüketimi servete ve emek gelirine bağlıdır. Servette meydana gelecek 1TL’lik artış tüketimi 0.01 TL, gelirde meydana gelecek 1 TL’lik artış ise tüketimi 0.4 TL artırır.

Fonksiyon:  C = αW +βY şeklinde genelleştirilebilir. 

Burada;

α= servet üzerinden marjinal tüketim eğilimi
β = Gelir üzerinden marjinal tüketim eğilimi
W= Servet
Y = Gelir (emek geliri)

Hipotezin bazı sonuçları; (Tasarruflar için faiz alınmadığı ve miras bırakılmadığı varsayımları altında)

1. Kısa dönemde servetin olmadığı varsayıldığından ortalama tüketim eğilimi düşer. 
    (Keynesyen Mutlak Gelirde olduğu gibi)
2. Uzun dönemde servet arttığında(tüketimde artar) ortalama tüketim eğilimi değişmez. 
    (Kuznets’in tüketim bulmacasında olduğu gibi)
3. Gelir ve servetin kullanılabilir gelir içindeki payları değişmediği sürece uzun dönemde ortalama tüketim eğilimi de değişmez.

Ömür boyu gelir hipotezinde ülkeler arasındaki tasarrufların farklı olması şu unsurlara bağlanmıştır.
- beklenen hayat sürelerinin farklı olması
- nüfusun yaş yapısının farklı olması
- sosyal güvenlik sistemlerinin farklı olması
- miras bırakma yaklaşımlarının farklı olması



5. SÜREKLİ GELİR HİPOTEZİ

M.Freidman tarafından 1957 yılında geliştirilmiştir. Bu hipotez de, ömür boyu gelir hipotezi gibi, I.Fisher’in zamanlararası tüketim tercihine dayanır. Freidman’a göre gelir ve dolayısıyla tüketim sürekli ve geçici olmak üzere ikiye ayrılır.

Gelir(Y) =Sürekli Gelir(Yp) +  Geçici Gelir(Yt) Y = Yp+Yt
Tüketim (C)= Sürekli Tüketim(Cp)+ Geçici Tüketim(Ct)   C = Cp+Ct

Sürekli gelir; kişinin sahip olduğu gerek beşeri olmayan servet ile her yıl elde etmeyi planladığı uzun dönem gelirini ifade etmektedir.

Geçici gelir ise, pozitif ve negatif geçici gelir olarak ayrılır. Pozitif geçici gelir, beklenmedik gelir artışlarıdır. Örneğin, piyangodan para çıkması yada beklenmedik mirasların kalması gibi. Negatif geçici gelir ise, kısa süreli işten çıkarılma ya da iş değiştirme durumundaki gelir azalmasıdır.  Uzun dönemde pozitif ve negatif gelirin birbirini dengeleyeceği varsayılmakta ve geçici gelir sıfır alınmaktadır.

Freidman’a göre; 
1) Sürekli gelir ile geçici gelir   ve sürekli tüketim ile geçici tüketim arasında bir ilişki yoktur.
2) Geçici gelir sıfır alındığında geçici tüketim de sıfır (Ct=0) alınmaktadır.
3) Sadece sürekli gelir ve sürekli tüketim arasında fonksiyonel bir ilişki vardır. Bu ilişki; Ct=0 olduğundan

Cp=f(Yp)    şeklinde ifade edilir. Yani sürekli tüketim sürekli gelirin bir fonksiyonudur.

Sürekli gelir hipotezinde de bireylerin tüketim düzleştirmesi yaptıkları varsayılmaktadır. Bu durumda tüketim, sürekli gelirin bir oranıdır. Uzun dönemde ortalama tüketim eğilimi de değişmez.

C=kYp

Burada k; uzun dönem marjinal ve ortalama tüketim eğilimi ile örtüşmektedir. Yani k=c=ortalama tüketim eğilimi eşitliği söz konusudur. 



6. RASSAL YÜRÜYÜŞ HİPOTEZİ (R.HALL)

Gerek ömür boyu gelir hipotezi ve gerekse sürekli gelir hipotezi, tüketim tahminlerini gelecekte elde edilmesi planlanan gelirlere göre düzenlediği için bir anlamda ileriye dönük bir yaklaşım sergilemektedir. Bu iki modeldeki, geleceğe yönelik gelir tahminleri geçmiş gelirlerle ilişkilendirildiğinden daha çok uyarlayıcı bekleyişler yaklaşımı içinde kabul edilebilirler.

Bu anlamda rassal yürüyüş hipotezi ise, geleceğe dönük gelir beklentilerinde uyarlayıcı beklentiler yerine rasyonel beklentilerin konulmasıyla oluşturulmuş bir hipotezdir. Rasyonel Beklentiler Hipotezi’nin ortaya çıkmasından sonra R.Hall tarafından 1970’lerde geliştirilmiştir.
Bu hipoteze göre, rasyonel beklentiler söz konusu olduğundan bireyler gelecekteki gelirlerini doğru olarak tahmin ederler ve tüketimlerini de ona göre ayarlarlar. Gelirde beklenmedik bir değişme olmadığı sürece tüketimde istikrarlı olur.

Tüketimin değişmesi için beklenmedik/tahmin edilemez ya da öngörülemez olayların olması gerekir. Tüketimdeki değişmelerin tahmin edilemediği durum ise “tüketimin rassal yürümesi” olarak adlandırılır.
Bu modele göre, sürprizler olmadığı taktirde, bir sonraki dönemin tüketimi, mevcut dönem tüketimi Ct ile hata payının (e) toplamına eşittir.

Ct+1 = Ct  + e

Bu hipotezin iki öngörüsü vardır.
1) Gelirdeki “beklenmeyen ” değişimler tüketimi etkiler
2) Gelirdeki “beklenen” değişimler tüketimi etkilemez.

Ancak yapılan ampirik araştırmalar bu öngörüleri desteklememiştir;
1. Gelirdeki beklenmeyen değişmelerin tüketimi etkilemediği görülmüştür. Buna “aşırı düzleştirme” denir. 
 2. Gelirdeki beklenen değişmelerin ise tüketimi etkilediği tespit edilmiştir. Buna da “aşırı duyarlılık” denir.



7. ANLIK HAZZIN CAZİBESİ (2001, D. LAİBSON)

Şimdiye kadar incelenen tüketim teorilerinde tüketicilerin fayda maksimizasyonunu dikkate alarak rasyonel davranış içinde bulundukları varsayılmıştır. Ancak son yıllarda tüketicilerin tercih yaparken gerçekten rasyonel davranıp davranmadıkları sorgulanmaya başlanmıştır.

Bu konu ile ilgilenen iktisatçılar insan psikolojisini işin içine katmışlardır. Psikolojinin iktisada dahil edildiği bu yeni alt dal “davranışsal iktisat” olarak adlandırılmaktadır. D. Laibson, tüketim konusunda literatürde yer alan davranışsal iktisatçıların başında gelmektedir.

Yapılan araştırmalar sonucunda tüketicilerin tüketim kararlarını verirken çok ta rasyonel davranmadıkları, anlık olarak karar verdikleri, kısa ve uzun dönem ayırımını önemsemedikleri gibi görüşler ileri sürmüşlerdir. Görüşlerin henüz olgunlaşma aşamasında olduğu söylenebilir.



8. TÜKETİMİ ETKİLEYEN DİĞER FAKTÖRLER

Hipotezlerde ifade edilen gelir dışında, kısa dönem itibariyle tüketimi etkileyen birçok faktör daha vardır. Bu faktörlerden bazıları ve tüketimle olan ilişkileri de şu şekilde ifade edilebilir;
  • Fiyat Beklentileri
Gelecek dönemlerde fiyatların artacağı beklentisi içinde olan bireyler tüketim harcamalarını artırırlar. Tersine, fiyatların düşeceği şeklinde bir beklenti oluşmuşsa bu durumda da tüketim harcamaları azaltılır.
  • Faiz Oranındaki Değişmeler
Faizler, kullanılabilir gelirin tüketimle tasarruflar arasında nasıl bölüştürüleceğinin etkileyen unsurlardan biridir. Diğer faktörlerin etkisi de göz önüne alınarak çok kesin olmamakla birlikte şu kural geçerlidir;  faiz oranlarında artışlar görüldüğünde gelirin tasarrufa giden kısmı artarken tüketim harcamaları azalır. Tersine faiz oranları düştüğünde harcamalar artma eğilimindedir.
  • Para Yanılgısı
Nominal gelirler ile enflasyonun aynı oranda artması durumunda kişinin nominal gelir artışını reel gelir artışı gibi algılaması olgusuna para yanılgısı denir. Para yanılgısının tüketicileri iki farklı şekilde etkilemesi ve tüketim üzerinde birbirinin tersi  iki sonuç doğurması söz konusudur;

a. Bazı tüketiciler, (hem nominal gelirde hem de fiyatlarda artış olmasına rağmen) sadece fiyatlardaki artışı dikkate alırlar. Durumlarının kötüleştiğini düşündükleri için tüketimlerini artırırlar.

b. Bazı tüketiciler de sadece gelirlerindeki artışı dikkate alırlar. Ve durumlarının iyileştiğini düşünerek tasarruflarını artırır, tüketimlerini ise azaltırlar.
  • Gelir Dağılımı
Bir ülkede gelir dağılımının adil olup olmaması da tüketim harcamalarını etkileyen faktörlerden biridir. Birçok kısıtı olmakla birlikte bu konudaki hakim görüş, gelir dağılımının daha adil olması durumunda tüketim harcamalarında artış görüleceğidir.
  • Finansal Aktifler
Kişilerin sahip olduğu nakit, vadeli ve vadesiz mevduat, hisse senedi, tahvil vb. gibi enstrümanlar finansal aktif olarak adlandırılır. Bu aktiflerin tüketim harcamalarına olan etkisini analiz ederken düz mantıkla çok fazla aktife sahip olunması halinde tüketim harcamalarının da artacağını düşünmek yanlış olur.
Finansal aktif- tüketim ilişkisinde belirleyici olan unsur, finansal aktiflerin reel getirisidir. İki durum söz konusu olabilir;

a. Fiyatlar arttığında bireylerin sahip olduğu finansal aktiflerin reel değeri düşer. Sonuç tüketim harcamalarının azalması şeklinde ortaya çıkar. Tersine, fiyatlar düştüğünde bu sefer finansal aktiflerin değeri ve tüketim harcamaları artar. Finansal aktiflerin reel değerindeki artışın tüketimi teşvik etmesi “Pigou Etkisi” olarak bilinir.
b. Faiz oranları ile finansal aktiflerin (tahvil fiyatı) değeri ters yönlü ilişki içindedir. Faiz oranları artarsa finansal aktiflerin değeri düşeceği için tüketim harcamaları azalır. Tersine faiz oranları düştüğünde, finansal aktiflerin değeri artacağı için tüketim harcamaları da artar. Faiz oranlarındaki değişim nedeniyle finansal aktiflerin değerinin düşmesi yada artmasının tüketim harcamalarını etkilemesine “Metzler Etkisi” denir.
  • Vergi İndirimleri
Vergi indirimlerinin tüketim üzerindeki etkisinin tartışılması Ricardo’ya kadar uzanır. (Ricardo Denklik Hipotezi) Bu tartışmalar Barro ile yeniden gündeme gelmiş ve literatürde “Barro-Ricardo Denklik Hipotezi” olarak yer almıştır. 
Bu hipotezin özü şu şekilde ifade edilebilir; Denk bütçe politikası izlenmesi durumunda hükümetin vergi indirimine gittiğini varsayalım. Ortaya çıkan bütçe açığı borçlanma yoluyla finanse edilecek yani tahvil çıkartılacak ve faiz verilecektir. Vade sonunda anapara+faiz ödemeleri için hükümet tekrar vergi artışına gidecektir. Dolayısıyla bugün yapılan vergi indirimi bir dönem sonra artış şeklinde karşımıza çıkacaktır. Durum böyle olunca,  sürekli gelir hipotezinde de ifade edildiği üzere vergilerdeki değişiklik tüketim üzerinde etki yaratmayacaktır.

Bununla birlikte vergi indirimlerine dair literatürde iki görüş vardır;
a. Vergilerdeki indirim tüketim ve faiz oranlarını artırırken, dışlama etkisi ortaya çıkar ve yatırımlar azalır
 b. Dışlama etkisi ortay çıkmaz, yüksek faiz tasarrufları artırır, tüketimi azaltır.

YORUMLAR

BLOGGER: 2
Loading...
Ad

ÇIKMIŞ KPSS SORULARI ÇIKMIŞ KURUM SINAV SORULARI EKONOMİ HABERLERİ GÜNCEL HUKUK İKTİSAT MALİYE MÜLAKAT SORULARI SINAV SONUÇLARI
false
ltr
item
Mahrecler.com: Tüketim Teorileri
Tüketim Teorileri
https://1.bp.blogspot.com/-hQBB1BWHImg/Vua0OEN4VfI/AAAAAAAAKjY/P53o2XCf4AgTndhaPMm_qq2f2aMhD7phA/s320/mahreclerr.png
https://1.bp.blogspot.com/-hQBB1BWHImg/Vua0OEN4VfI/AAAAAAAAKjY/P53o2XCf4AgTndhaPMm_qq2f2aMhD7phA/s72-c/mahreclerr.png
Mahrecler.com
http://www.mahrecler.com/2016/03/tuketim-teorileri.html
http://www.mahrecler.com/
http://www.mahrecler.com/
http://www.mahrecler.com/2016/03/tuketim-teorileri.html
true
9172237069636344509
UTF-8
Yazı Bulunamadı HEPSİNİ GÖSTER Daha Fazlası Cevapla Cevabı İptal Et Sil Yazar: Home SAYFALAR YAZILAR Hepsini Göster BENZER YAZILAR ETİKET ARŞİV Ara Tüm Gönderiler Aradığınız kriterlere uygun sonuç bulunamadı.. Ana Sayfaya Git Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Pzr Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Ock Şbt Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Ekm Kas Arl az önce 1 dakika önce $$1$$ dakika önce 1 saat önce $$1$$ saat önce Dün $$1$$ gün önce $$1$$ hafta önce 5 haftayı aşkın süre önce Followers Follow THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy